top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafımustafa miraç kaya

korku filmi senaristinden BU BENİM ÖYKÜM

Çocukluğumdan bu yana hep olmak istediğim yerdi kamera arkası. Bu reji olabilirdi, devamlılık asistanı olabilirdi, yardımcı yönetmenlik olabilirdi. Olsun da ne olursa olsun diye başlayan ve reji, asistan, yardımcı yönetmenlik olmadan en zirve nokta olan hikaye yazarlığı ve senaristlik koltuğuna daha sonra çok hızlı bir şekilde oyunculuğa hatta ve hatta yönetmenliğe kadar taşıyan bir başarı öyküsü bu.

Aslında işin bu kısmını hiç düşünmemiştim. Yani korku filmi ve gerçek yaşanmış hikayeler..

Hiç unutmuyorum lise 2. sınıftaydım. Kaderin belkide cilvesi denilebilir. Çocukluk hayalim belkide o yaşlarda bana göz kırpmaya başlamıştı bile. Hepimizin çocukken bir öğretmene aşık olduğumuz doğrudur değilmi. İlkokul 7. sınıfta tanıştığım beden eğitimi öğretmenimin ilk okuldan mezun olduğum yıl tayini çıktığını öğrendiğimde başımdan kaynar sular akmıştı. Taki liseye ilk başladığım hafta beden eğitimi dersinde aynı öğretmeni karşımda görene kadar. Okuduğum liseye tayini çıkmıştı. Artık benden daha mutlusu yoktu. İlk okul zamanlarında da farklı tarzım ve sanata olan düşkünlüğüm öğretmenimin hep dikkatini çekerdi. Beraber muazzam projelere başladık. Düşünsenize sıkı bir çalışma sonrası daha Türkiye ye o yıl girmiş olan bir spor dalında önce Ankara sonra Türkiye ve sonra Dünya şampiyonu olmuştuk. Artık dereceleri olan bir dansçıydım. Okul yönetimininde dikkatini çekmişti bu durum ve bu konu üzerine alabildiğince durulmuştu. Arka arkaya dereceler almaya başlamıştım. Bir gün öğretmenimin kurduğu küçük dans ekibimizle provalar sonrası oturup birbirimize korkunç hikayeler anlatmaya başlamıştık. Sıra bendeydi ve ben tamamen o an kafamda kurguladığım gölet isimli hikayemi anlatmaya başlamıştım. Kurguya göre hikaye şöyleydi..

Kasabanın birinde görseli çok güzel fakat kimsenin ziyaret etmediği bir gölet vardı. Kasabalılar bu göletin lanetli olduğuna inanıyordu. Çünkü yıllar önce bir birine aşık fakat ailelerinin düşmanlığı yüzünden hiç kavuşamayan iki genç bu gölette intihar etmişlerdi. Gençlerin ruhu göleti ve çevresini esir almıştı. Gece olduğunda göletin çevresinden sürekli bir kızın ve erkeğin ağlama sesleri yükseliyordu. Efsane göre her sene ölüm yıl dönümlerinde iki aşığın ruhu göletten çıkıyor ve kasaba sakinlerine korku dolu anlar yaşatıyorlardı.

Hikayemi tabi ki bu kadar özet anlatmamıştım. Bir alkış sesi ile bölünmüştü hikayem. Ayağa kalkmıştık. Arkamızda beden eğitimi öğretmenim ve kıymetli eşi edebiyat öğretmenli yapan diğer bir hocam vardı. Hocalarım o gün bu anlattığımı kaleme almamı istemişlerdi. Yazı kabiliyetimin ve hikaye kurgumun kuvvetli olduğunu söyleyen hocalarım benden korkunç olmayan eğlenceli bir hikaye daha yazmamı istemişlerdi. 1 hafta uğraş sonucu çekinerek verdiğim hikayemin aslında beni bugün buralara getireceğinden habersizdim. Okul müdürü beni yanına istemiş. Çekinerek odaya gitmiştim. İçer de bütün okul yönetimi ve kıymetli beden eğitimi öğretmenim vardı. Ellerinde kağıtlarla bir bana bir kağıtlara bakıyorlardı. Ne olduğunu bir türlü anlamayan bir ben vardı karşılarında. Hikayem beğenilmiş ve bir çocuk oyunu haline getirilecekti. Tabi ben bunun ne kadar önemli olduğundan habersiz sadece dinliyordum. O yıl Ankara da çocuk tiyatroları yarışmaları vardı. Benim yazdığım hikaye senaryolaştırılmıştı ve ben artık minik bir hikaye yazarıydım. Öğretmenim hikaye içinde oynamamı istemişti. Oynadım İşte o gün sahnenin tüm tozu genzimin içine dolmuştu bile ve ben sadece başarılı bir dansçı değil artık minik bir tiyatro oyuncusuydum. Arka arkaya gelen oyunlar, hikayeler vs vs vs yıllar su gibi akıp gitmişti. Eğitimimde tamdı. Sadece oynuyordum. Tiyatro candı. Bir gün sosyal hesaplarımdan bir tanesinden gelen bir mesaj apar topar beni düzceye götürmüştü. Beden eğitimi öğretmenim beni çağırıyordu. Emekli olmuştu ve o artık bir yapımcıydı.Hoş sohbet uzun süren bir hasret gidermecenin ardından hocam bir korku filmi çekmek istediğini söylemişti. Benden bu hikayeyi yazmamı istemişti. Asıl bomba şimdi geliyor. Yıllar evvel bıyıklarımın yeni yeni terlediği zamanlarda gölet diye anlattığım hikayeyi film yapmak istiyordu. Hemde Düzce de, efteni gölünde. Her şey hazırdı bile. Hikayemi yazmıştım. Muazzam bir senaryo fakat çok bütçeli bir iş. Beklemedeydi. Zira sponsor lazım. Aradan geçen 4 ay sonrası hocam bir kez daha aramıştı beni. Filme alıcı çıkmıştı.Hemde yurt dışından. Bu benim profesyonel anlamda yazdığım ilk filmdi. Aslında daha çocukken yaptığım bir şeydi. Filmimi yurt dışında izlemiştim THERE İS EFTENİ. Bu bir başlangıçtı. Senaryo istekleri gelmişti. Fakat kurgu değil gerçek yaşanmışlıklar istenmişti. Hiç de kolay değildi. Kaç tane medyumla arkadaş olduğumu, kaç tane kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Kasabalara köylere gidip efsaneler dinliyorum. İnsanlara musallat olan cinlerden tutun, Birbirinden intikam almak için yapılan büyülere. İnanılması zor olan bir yığın efsane. Bir tanesini anlatayım mesela

Kardeşinin evli bir adamla olan ilişkisini duyunca kardeşinin sevgilisini öldüren bir adam yıllarca ceza evinde yatması, kardeşinin içindeki acıyı dindirmemiş ti. İntikam ateşiyle yanan diğer kardeş abisinden intikam almak için büyü yaptırmıştı. Yaptırdığı büyü hem kendisinin hem abisinin tüm ailesini feci şekilde yok etmişti. El ummar isimli filmimin konusu olan bu hikayeyi bir sonraki yazımda paylaşacağım. Okuduğunuz için teşekkür ederim

MUSTAFA MİRAÇ KAYA

6.939 görüntüleme19 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

19 Comments


hülya türker
hülya türker
Apr 11, 2019

yeni bir film bekliyoruz 😊

Like

Muzaffer Eryılmaz
Muzaffer Eryılmaz
Apr 11, 2019

sizde ne hikayeler ne yaşanmıslıklar vardır çok merak ediyorum bu sene yeni bir film yapacakmısınız ?

Like

Zayde Kılınç
Zayde Kılınç
Apr 11, 2019

tebrikler gerçekten güzel işler yapıyorsunuz.

Like

burcu mert
burcu mert
Apr 10, 2019

çocukluğunuzda olmak istediğinizi gerçekleştirmek zor oldu mu ?

Like

melike civan
melike civan
Apr 10, 2019

öykünüz tebessüm ettirdi beni 😊

Like
bottom of page